
|
|
Okullarımızda okutulacak ders kitaplarının incelenmesi ve
degerlendirilmesinde kullanılan ölçütler degişmeli mi, yoksa eski düzene devam
mı edilmeli? Önce buna karar vermek gerekmektedir. Degişime inanmak, bu konuda
çaba sarf etmek, ilerlemenin önündeki engelllerden birini kaldırmak anlamına
gelir. Ders kitapları konusunda bugüne kadar yazılanlar, konuşulanlar, bir
degişim ve ilerleme yaratmamışsa, söylenenler uygulamaya konulamamışsa,
yapılanlar boşa gitmiş, zaman ve emek kaybı olmuş demektir.
MEB Talim Terbiye Kurulu?nca ders kitaplarının hazırlanmasında bazı
standartlar belirlenmiş ve bunlara uyulması istenmektedir. Örnegin kitabın ön
kapagında kitabın adı, kullanılacagı okul türü, okutulacagı sınıf, yazar ve
hazırlayanların adı soyadı, yayınevi adı, amblemi ve dersin özelligine uygun bir
kapak düzeni istenmektedir. Ön kapakta bulunan bu bilgilerle birlikte kitabın
basım yeri, yılı ve kurul kararları da iç kapakta yer alacaktır. Sırtta ise
kitap adı, sınıf, yayınevi ve basım yılı bulunacaktır. Bu bir standarttır. Fakat
bu bilgilerin önem sırası belirtilmedigi, örnegin sırt yazısının yukarıdan aşagı
dogru yazılması gerektigi vurgulanmadıgı için çok farklılıklar gözlenmekte,
genel bütünlük kaybolmaktadır. Kapakta çok çeşitli yazı karakterinin birarada
kullanılması ise ciddi bir karmaşaya neden olmaktadır.
Kitap bir ekip işidir, fakat bu ekibin tasarımcısı, illüstratörü nedense
yazarla birlikte kapakta yer almamaktadır. Bu kişilerin yaptıkları degersiz
şeyler midir? Onlara karşı bir inançsızlık mı vardır? Yoksa aldıkları küçük
ücretten dolayı mı önemsenmemektedirler? Yayıncı ve yazarlara göre tasarımcılar
ve illüstratörler acaba yaptıklarıyla bir deger yaratamadılar mı? Şimdiye kadar
yetkin, dogru, estetik ve özgün çalışmalar çıkaramadılar da kendi degerlerini
kendileri mi düşürmektedirler? Yayıncılar farklı kaynaklardan aldıkları
görüntülerden oluşan bir derleme yapmakla daha ekonomik kitaplar mı yaratmak
istiyorlar? Bunlar irdelenmesi gereken konulardır.
Kitaplarda künye sayfasında yer alması gerekenler nedense her kitapta çok
farklılık göstermektedir. Genel yayın, seri ve dizi numaraları, baskı adedi gibi
bilgilere pek rastlanmamaktadır. Yazar dışında katkısı olanlarda da bir bütünlük
görülmemektedir. Katkıda bulunanların mesleki formasyonunun belirtilmesi yararlı
olmaz mı?
Kitapların ilk sayfalarında bir standart içinde yer verilmesi gereken Türk
Bayragı, İstiklal Marşı, Andımız, Atatürk Resmi ya da Fotografı, Atatürk?ün
Gençlige Hitabesi çok farklılıklar gösteriyor. Bazılarında ciddi eksiklikler ve
olumsuzluklar görmek mümkündür. Örnegin Prof. Dr. Reşat İzbırak?a ait 1990 yılı
Milli Egitim Basımevi basımı Lise 3 Cografya kitabında bayrak üzerindeki
İstiklal Marşı?nı, Atatürk portresi üzerindeki Gençlige Hitabe?yi okumak oldukça
güçtür. Yazılar okunmadıgı gibi altındaki resimler de algılanmamaktadır. Yani
her iki öge de birbirini örtmektedir. Yalınlık, sadelik yoktur. Gereksiz
çerçeveler ve süslemeler, bu sayfalarda esas ögenin önüne geçmektedir.
Andımız?ın ortadan blok olması metnin sag ve solunda sayısız girintiler
yaratmakta bu da okumayı güçleştirmektedir.
Bloklama bicimleri bütün metinlerde önemli bir sorundur. Satırların rahat
takibi bloklamaya baglıdır. Sola blok bir metinde sagdaki serbestligin gözün
aynı satırı tekrar okumasına ya da satır atlamasına engel oldugu bilimsel olarak
kanıtlanmıştır. Bu aynı zamanda (özellikle de İngilizce metin türü olan
bilgisayar programlarıyla yazımlarda) hatalı hece bölmelerini ortadan
kaldıracaktır. Bir iki sayfa tasarruf yapmak için kitabın işlevinden ödün vermek
çok yanlıştır. Kitapların ilk sayfalarındaki bu tür sorunları ortadan
kaldıracak, özellikle yayınevlerine önemli kolaylıklar saglayacak bir yöntem
bulunabilir. Örnegin Türk Bayragı, İstiklal Marşı, Andımız, Atatürk
Resmi/Fotografı, Atatürk?ün Gençlige Hitabesi, PC ve MAC bilgisayarlarda da
kullanılabilen bir CD?ye kaydedilip yayıncılara satılsa bu karmaşa ortadan
kalkabilir. Böylece çocuklar, başka kitaplardan taranmış sonra da gözlerine mavi
lens takılmış, gerçek dışı Atatürk portreleri görmekten kurtulmuş olurlar.
Yönergede sayfa düzeniyle ilgili olarak ?Sayfaların yazı alanı dışında kalan
alt, üst, sag ve sol yanlarında en çok 2 cm boşluk bırakılır.? diye bir kural
yer almaktadır. Bu 2 cm ?en az?dı da yanlışlıkla ?en çok? mu yazıldı acaba? Bazı
yayıncıların (belki de bu kuraldan hareketle) kitaplarındaki metinleri neredeyse
sayfanın kenarına dayadıkları fark edilmektedir. Kitapların tıraşlanmasında
matbaacı biraz dikkatsiz olsa bu metinlerin kesilmesi
kaçınılmazdır. Kitapların sadece kenarlarındaki boşluga önem vermek yetmez.
Sayfadaki metin ve resimler birbirine çok yaklaşmış, satırların ve paragrafların
aralıkları çok dar bırakılmış ise algılama zorlaşır, çocukta bıkkınlık yaratır.
Pek çok kitapta görülen gereksiz bant ve çerçeveler, süsleme amaçlı zeminler de
dikkati dagıtan ögelerdir. Sayfa tasarımında boşlukların doldurması kaygısı
yerine algılamayı kolaylaştırıcı alanların yaratılması düşünülmelidir. İ.
Karaarslan, F. Zengin, A. Altuntaş ve A. Tütüncü?ye ait 2000 yılı Milli Egitim
Basımevi basımı Lise 2 Fizik kitabında da görüldügü gibi koyu renkli bantların
kullanılması, bu bantların içlerinde serifli yazılara yer verilmesi ve yazıların
zemin rengine yakın bir tonda olması okumada ciddi sorun yaratmaktadır. Açık ton
zemin üzerinde koyu ton yazı kullanımının, koyu ton zemin üzerinde açık ton yazı
kullanımından daha okunur oldugu yapılan testlerle kanıtlanmıştır. Beyaz zemin
üzerinde % 100 ton degeri olan bir yazıya göre % 70 - 80 ton degeri bulunan bir
yazı daha rahat okunmaktadır. Aşırı siyah/beyaz kontrastlıgın olmadıgı üçüncü
hamur samanlı kagıtlara basılan eski kitaplardaki metinlerin de rahat okundugunu
söylemek mümkündür.
Kitapların da dahil oldugu tüm grafik ürünlerde önemsenmesi gereken tasarım
ilkelerinden biri, kullanılan ögelerin algılanmasını saglamaktır. Bunun için
sadelik, yalınlık ön koşuldur. Sadeligi, yalınlıgı saglayan ise öncelikle
boşluktur. Boşluk olmayan bir alanda ögeleri algılamak zorlaşır. Tasarımın
akcigerleri olan boşluklar rahatlamayı sagladıgı gibi zenginlik de ifade eder.
Fazla sıkıştırılarak hazırlanan bir kitapta bir forma eksik basmakla elde
edilecek kazanç kaybettirecegi degerlerden asla daha kıymetli olamaz.
Boşluga önem verilmiş Almanca bir ABC kitabı Karşılıklısayfalar birlikte
düşünülmüş
Kitap inceleme ölçütleri içinde ?kitap sayfalarının arka vermemesi
gerektigi? de yer almaktadır. Fakat ?kitabın kagıdı 60 gr. kapagı 150 gr. olur?
gibi bir ifade de bulununca elbette yayıncı ekonomik olana yönelecektir. Oysa
kagıt gramajlarında bir alt ve üst sınır koyup, dogru malzeme kullanımı teşvik
edilebilir. Kitap inceleme komisyonlarının önüne bilgisayar çıktısı, arka
vermeyen kagıtlarla yapılmış maketlerin geliyor olması, kitapların baskı sonrası
takibini gerektirmiyor mu? Arka veren kitapların toplatılması ya da o yayıncının
bir kaç yıl kitap çıkarmasının engellenmesi mümkün degil midir?
Gelişmiş ülkelerde çocuklar, yazı yazmaya el yazısıyla başlamaktadırlar.
Belli ki çocukların temel harflerle yazıya başlamalarında güçlük çektikleri
gözlenmiş, araştırma ve deneyimler sonrasında bu yönteme karar verilmiştir.
Başlangıçta benimseyerek ve sevilerek ögrenilmeyen yazının ileriki yaşlarda zor
okunan bir yapıya dönüşmesi dogaldır. Kitaplarda kullanılan (özellikle
ilkögretimde) yazı karakterinin temel alfabe olmasındaki zorunluluk nedir? 50
yıl önce belirlenmiş yazı karakterinde ısrar etmenin bir nedeni mi vardır? O
günden bu yana degişen ve gelişen dünyamızda bu alanda da oldukça önemli
yenilikler olmuştur. Yepyeni yazı karakterleri yaratılmıştır. Elbette bu yazı
karakterini yaratanların temel kaygıları özgünlük, rahat okunurluk, kolaylık ve
sürattir. Bunlardan neden yararlanılmasın?
Yazıda okumayı kolaylaştıran en önemli etkenlerden birisi harflerin iç
boşlukları ile harfler arası boşlukların dengeli olmasıdır. İçi kapanmış bir ?a?
ya da ?ü? harfinin okunması elbette güçtür. Bu nedenledir ki bold (kalın)
karakterler, light (ince) karakterlere göre daha zor okunmaktadır. İtalik
yazılmış uzun metinler, düz metinlere göre zor okunmaktadır. Hele Gothic ve
Dekoratif karakterlerin büyük harfleriyle sözcük yazmak başlı başına ?beni
okumayın? demektir.
Boşluga önem verilmiş bir örnek Çok kalın yazılar inceye göre
daha zor algılanır.
Şu anda okutulmakta olan ders kitaplarında büyük harflerle yazılmış
başlıklara çok sık rastlanmaktadır. Büyük harflerle sözcük yazmak, yarattıgı
duragan, monoton görünümüyle okumayı isteksiz hale getirmektedir. Küçük
harflerde bulunan alt ve üst uzantıların yarattıgı girinti ve çıkıntılardan
yoksun olan büyük harflerde algılama ve seçim yapma gecikmeli olmaktadır. Ayrıca
büyük harflerin, küçük harflerle yazılanlardan daha fazla yer kapladıgı da bir
gerçektir. Başlıklar bir tür belirleyicilerdir; altındaki metne ilgiyi çekmeye,
metnin içerigi konusunda bilgi vermeye yararlar. Metinden ayrı bir renkte veya
birkaç punto büyük yazarak başlıklara dikkat çekilebilir. Fakat çeşitlilik adına
çok farklı renkler kullanılması okuyucuyu yorar, ilgiyi dagıtır.
Kullanılmakta olan kitaplardaki önemli yanlışlardan birisi de görüntü yazı
ilişkisinin iyi kurulamamasıdır. Görüntü, metni görselleştiren, konuyu
zenginleştiren, hayal gücünü geliştiren bir ögedir. İllüstrasyonlar gerçege
yakın fakat fotograf gibi yapılmamalıdır. Biraz abartmaların olması çocugun
ilgisini çeker. Ama ilgi çekmek için aşırı deformasyonlara, kolaycılıga
kaçılmamalıdır. Desen bozuklukları olmamalıdır. Görüntünün sayfa içindeki yeri,
oranı, karşı sayfadaki görüntülerle organik ilişkisi çok önemlidir. Resim ve
metinin bloklanmasında optik degerler dikkate alınmalıdır. Görüntülerin bilgiden
hemen sonra yer alması, geri dönüşleri önler, takibi kolaylaştırır. Resimlerin
paragrafları, hele de cümleleri bölmesinden kaçınmakta yarar vardır.
Kitaplarda forma sınırlaması nedeniyle metne agırlık verilip görüntü
önemsenmemekte veya dar alanlara sıkıştırılmaktadır. Oysa hazırlanacak müfredat
programlarında ne kadar görüntü (resim, illüstrasyon, fotograf) kullanılacagı
belirlenebilir. Kitaplarda içerigi önemsememek mümkün degildir. Fakat iyi
düşünülmüş, seçilmiş, ayrıntılara önem verilmiş bir görüntünün sayfalarca metnin
anlatacagından daha etkili ve ekonomik bir anlatım gerçekleştirecegi de
unutulmamalıdır.
İnceleme yönergesinde 6 - 7 yaş çocuklar için 24 punto, 9 - 11 yaş çocuklar
için 12 punto harf büyüklügü tavsiye edilirken elbette çocugun rahat okuması
düşünülmüştür. Ancak bu puntoların uygulanmasında hiç esneklik olamaz mı? 24
punto yerine 18 punto kullanılıp satır araları açılsa çocuk için rahatlatıcı bir
düzenleme yapılmış olmaz mı?
Resim, yazı ve diger ögelerin yerleşiminde dengeli bir düzenleme yapılır,
ögeler arası bir ritm oluşursa ve gözün yukarıdan aşagıya, soldan saga takibi
saglanırsa algılamada fazla sorun yaşanmaz. Görüntülerin ya da haritaların
zorunluluklar dışında yatay yerleştirilmesinden de kaçınmakta yarar vardır. Başı
ya da kitabı çevirmek zorunda kalmak dikkati dagıtır, incelemekten
vazgeçirir.
Ders kitaplarında satır uzunlukları da önemli bir sorundur. Bir standart
görmek ise çok zordur. Satır uzunluklarının 8 ile 12 sözcük arasında olması
okumayı kolaylaştırır. Uzun satırları okumak yorucudur. Paragrafların ilk ve son
satırlarının farklı sayfalarda yer alması da cümle bütünlügünü zedeler, görsel
etkiyi zayıflatır.
Kitabın boyutları elbette kagıt boyutuna baglıdır ve en az fireyle
oluşturulur. Boyut konusunda kullanıcısının kullanım alanı, mekanı, kullanım
amacı ve taşıma koşulları da göz önünde tutulmalıdır. Ders kitaplarının
boyutlarında oluşacak birliktelik taşıma ve yerleştirme rahatlıgı saglayacaktır.
Egitimde kullanılan araç ve gereçler işlevsel olmadıgı sürece zaman ve emek
kaybı yaşanır. Kitabın içerigi sadece metin olarak algılanıp, tasarım ve tasarım
ögeleri, tasarım sorunları dikkate alınmazsa çocugun estetik begenisi bozulur,
kavramları algılaması zorlaşır.
Ders kitaplarının hazırlanmasında salt ticari kaygılar degil, gelecegimizi
teslim edecegimiz çocuklarımızın kazanacagı degerler de düşünülmelidir. Bu
degerler öne çıkarılırsa ve en önemlisi alanın uzmanları, egitim ve gelişim
psikologları, dilbilimciler, illüstratörler, grafik tasarımcılar, egitim
teknologları ve uygulayıcıların bulundugu geniş bir ekiple çalışılıp, ögretim
programlarına ve egitim - ögretim ilkelerine uygun bir kitap hazırlanırsa
sorunlar kesinlikle en aza inecektir. Ama öncelikle tarafların bu sorunları
ortadan kaldırmaya inanması gerekmektedir.
Kaynakça: BARFIELD, L.1993 The User Interface, Consepts and Design.
Addison-Wesley Publishing Company, Oxford. DEMİRCAN, Ziya Mete 2001 ?Web
Sayfanız Rahat Okunabiliyor mu?? NetLIFE, Sayı: 7, Sayfa: 86-90 H. Ü. Bilgi
İşlem Dairesi/Lacivert Tasarım Grubu ?Web Tasarım Klavuzu?, http://www.hun. edu.tr JEAVONS, T. ve BEAUMONT, M.
1990 An Introduction To Typography, Quintet Publishing Limited,
London. MAGNIK, J. ?Typography & Page Layout?, http://www.dtp-aus.com/typo/txt-lay.htm
PEKTAŞ, Hasip 1987 ?Basın İlanlarında Grafik Tasarım ve Layout?,
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara. REYNOLDS, L. 1985 ?Yazının
Okunaklılıgı?, Mimar Sinan Üniversitesi, Çeviriler, İstanbul. SARIKAVAK,
Namık Kemal 1997 Tipografinin Temelleri. Doruk Yayıncılık, Ankara.
*H.Ü. Güsel Sanatlar Fakültesi Sanat Yazıları 7, Ankara, 2001
Hasip Bektaş Kimdir? Hasip Pektaş, 1953 yılında Ermenek-Karaman'da dogdu.
1971'de Akşehir İlkögretmen Okulu'ndan, 1974'de Gazi Egitim Enstitüsü Resim
Bölümü'nden mezun oldu. 1982 yılına kadar Ögretmen Okullarında ve Orta Ögretimde
resim ögretmenligi yaptı. 1982 - 1987 yıllarında Samsun Ondokuzmayıs
Üniversitesi Egitim Fakültesi Resim Bölümü Grafik Anasanat Dalı'nda çalıştı.
1987 yılından bu yana Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik
Bölümü'nde ögretim elemanı olarak çalışmaktadır. 1995'de Doçent, 2001'de
Profesör olmuştur. 2001-2003 yıllarında Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan
Yardıcılıgı, 2003-2006 yıllarında Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlıgı
yapmıştır.
1996'da yayımlanan "Ekslibris" kitabının ikinci baskısı 2003'de yapıldı.
Ekslibrisleri, Belçika'da "Graphia", "Boekmerk", Amerika'da "Bookplates in the
News" Almanya'da "Exlibriskunst und Graphic" isimli dergilerde yer aldı. Yirmi
kişisel sergi açtı, yurtiçi-yurtdışı çeşitli yarışmalı ve karma sergilere
katıldı. 1996'da III. İtalya - Türkiye Ekslibris Bienali'nde birincilik ödülü,
2006'da Francavilla al Mare IV. Uluslararası Grafik Bienali'nde mansiyon aldı.
Ankara Ekslibris Dernegi Başkanı ve Hacettepe Sanat Müzesi
Müdürüdür. Adobe Eğitimden alınmıştır.
|